Sevgi almak gerçekten de çok mu zordur?
Birçok insan, kendini başkalarına sevdirebilmek için kendi sınırlarını yok sayabiliyor. Peki neden sonunda üzüleceğimizi bile bile hâlâ kendi sınırlarımızın başkaları tarafından ihlal edilmesine izin veriyoruz? Aslında bu sorunun hem çok kolay bir cevabı vardır hem de çok zor bir cevabı vardır. Kolay cevap şudur:
Bazen insanlar başkaları tarafından görülmek, sevilmek ve onaylanmak istedikleri için sınırlarının ihlal edilmesine izin verebilir.
Peki, zor cevap nedir? Bu sorunun cevabı çoğu zaman ilk yıllardaki bağlanma stillerimize kadar gider. Yanlış şekilde sevgi almayı doğru olarak kodladığımızda, beynimiz zamanla yanlış olanın doğru olduğuna inanabilir. Çoğu zaman bu inanç yıllarca bize zarar verse bile, yalnız kalmaktansa ve sevilmemektense, kendimizin ve sınırlarımızın ihlal edilmesine izin veririz.
Peki gerçek sevgi, sınırların ihlal edilmesiyle mi alınabilir?
Klasik bir sözle başlamak gerekirse, insan önce kendini sevmeyi öğrenmelidir. Fakat yıllarca yanlış öğrenilmiş bir sevgi alma biçimi nasıl tersine çevrilebilir? Bunu şöyle düşünebiliriz: Yıllarca sol elle yemek yemişsiniz ve bir anda sağ elle yemek yemeye çalışıyorsunuz. İlk başta çoğu zaman yemeği dökebilir ya da zorlanabilirsiniz. Fakat sabır gösterip tekrar ettikçe zamanla sağ elinizi kullanmaya alışabilirsiniz. Kendini sevmek de çoğu zaman böyledir. Önce bu dünyada bir anlamınızın olduğunuzu fark etmeniz gerekir. “İyi ki varım ve bu dünyada bir yer kaplıyorum” diyebilmelisiniz. Sonrasında ise etrafınızdaki insanlarla alma-verme dengesine göre sevgi göstermeyi pratik etmeyi öğrenmelisiniz.
Eğer bir ilişki içinde sürekli karşı tarafa sevgi veriyorsunuz fakat karşılığını alamıyorsanız, bu durum çoğu zaman yorucudur ve zamanla insanı tüketebilir. Aynı durum romantik ilişkiler için de geçerlidir. Sevgi organik olduğunda, iki taraf için de tat ve keyif verir. Ancak ilişkilerinizde sürekli sevgi talep etmek zorunda kalıyorsanız, orada gerçek bir sevgiden söz etmek zorlaşır. Çünkü sevgi organiktir ve iki taraf da bu sürece bilinçli ya da bilinçsiz şekilde katkı sağlar. Sevgi vermeyi de almayı da başaramayan kişiler, çoğu ilişkilerinde kendilerini sevgi için çabalarken bulurlar. Oysa sevgi karşılıklı güveni, huzuru ve mutluluğu barındırır.
Gerçek sevgi aynı zamanda karşı tarafa doğruları söyleyebilmektir. Tıpkı anne ve babaların çocuklarına bazen kırılabileceklerini bilseler de doğruları söylemeleri gibi. Kendinize yapabileceğiniz en güzel yatırım, kendinizi tanımaktır. Ve yaşadığınız her gün, bunun için büyük bir fırsattır.