Sevgi almak gerçekten de çok mu zordur?

Sevgi vermeyi de almayı da başaramayan kişiler, çoğu ilişkilerinde kendilerini sevgi için çabalarken bulurlar. Oysa sevgi karşılıklı güveni, huzuru ve mutluluğu barındırır. Gerçek sevgi aynı zamanda karşı tarafa doğruları söyleyebilmektir. Tıpkı anne ve babaların çocuklarına bazen kırılabileceklerini bilseler de doğruları söylemeleri gibi.

B
Burhan Erdem
09 Mar 2026
68 görüntülenme
3 dk okuma
Guncelleme: 13 Mar 2026
Sevgi almak gerçekten de çok mu zordur?

Sevgi almak gerçekten de çok mu zordur?

Birçok insan, kendini başkalarına sevdirebilmek için kendi sınırlarını yok sayabiliyor. Peki neden sonunda üzüleceğimizi bile bile hâlâ kendi sınırlarımızın başkaları tarafından ihlal edilmesine izin veriyoruz? Aslında bu sorunun hem çok kolay bir cevabı vardır hem de çok zor bir cevabı vardır. Kolay cevap şudur:

Bazen insanlar başkaları tarafından görülmek, sevilmek ve onaylanmak istedikleri için sınırlarının ihlal edilmesine izin verebilir.

Peki, zor cevap nedir? Bu sorunun cevabı çoğu zaman ilk yıllardaki bağlanma stillerimize kadar gider. Yanlış şekilde sevgi almayı doğru olarak kodladığımızda, beynimiz zamanla yanlış olanın doğru olduğuna inanabilir. Çoğu zaman bu inanç yıllarca bize zarar verse bile, yalnız kalmaktansa ve sevilmemektense, kendimizin ve sınırlarımızın ihlal edilmesine izin veririz.

Peki gerçek sevgi, sınırların ihlal edilmesiyle mi alınabilir? 

Klasik bir sözle başlamak gerekirse, insan önce kendini sevmeyi öğrenmelidir. Fakat yıllarca yanlış öğrenilmiş bir sevgi alma biçimi nasıl tersine çevrilebilir? Bunu şöyle düşünebiliriz: Yıllarca sol elle yemek yemişsiniz ve bir anda sağ elle yemek yemeye çalışıyorsunuz. İlk başta çoğu zaman yemeği dökebilir ya da zorlanabilirsiniz. Fakat sabır gösterip tekrar ettikçe zamanla sağ elinizi kullanmaya alışabilirsiniz. Kendini sevmek de çoğu zaman böyledir. Önce bu dünyada bir anlamınızın olduğunuzu fark etmeniz gerekir. “İyi ki varım ve bu dünyada bir yer kaplıyorum” diyebilmelisiniz. Sonrasında ise etrafınızdaki insanlarla alma-verme dengesine göre sevgi göstermeyi pratik etmeyi öğrenmelisiniz.

Eğer bir ilişki içinde sürekli karşı tarafa sevgi veriyorsunuz fakat karşılığını alamıyorsanız, bu durum çoğu zaman yorucudur ve zamanla insanı tüketebilir. Aynı durum romantik ilişkiler için de geçerlidir. Sevgi organik olduğunda, iki taraf için de tat ve keyif verir. Ancak ilişkilerinizde sürekli sevgi talep etmek zorunda kalıyorsanız, orada gerçek bir sevgiden söz etmek zorlaşır. Çünkü sevgi organiktir ve iki taraf da bu sürece bilinçli ya da bilinçsiz şekilde katkı sağlar. Sevgi vermeyi de almayı da başaramayan kişiler, çoğu ilişkilerinde kendilerini sevgi için çabalarken bulurlar. Oysa sevgi karşılıklı güveni, huzuru ve mutluluğu barındırır.

Gerçek sevgi aynı zamanda karşı tarafa doğruları söyleyebilmektir. Tıpkı anne ve babaların çocuklarına bazen kırılabileceklerini bilseler de doğruları söylemeleri gibi. Kendinize yapabileceğiniz en güzel yatırım, kendinizi tanımaktır. Ve yaşadığınız her gün, bunun için büyük bir fırsattır.

Burhan Erdem

Burhan Erdem

Burhan Erdem – Psikolog Ben Burhan Erdem. Lisans eğitimimi Amerika Birleşik Devletleri’nde University of Southern Maine bünyesinde tamamladım. Eğitim sürecim boyunca psikoloji alanında kuramsal derslerin yanı sıra, uygulamaya dayalı çalışmalara da aktif olarak katıldım. Akademik yolculuğumda teorik bilgi ile sahadaki deneyimi bir araya getirmeyi temel bir ilke olarak benimsedim. Hâlen aynı üniversitede klinik alanda yüksek lisans eğitimime aktif olarak devam ediyorum. Mesleki çalışmalarımda çocuk, ergen ve yetişkin bireylerle yürütülen danışmanlık süreçlerine odaklanıyorum. Bireylerin duygusal, bilişsel ve ilişkisel alanlarda yaşadıkları güçlükleri anlamalarına, içgörü geliştirmelerine ve yaşamlarında işlevsel değişimler oluşturmalarına eşlik ediyorum. Kaygı ve stresle baş etme, duygu düzenleme, ilişki sorunları, yaşam geçişleri, travmatik yaşantılar, yas ve kayıp süreçleri, benlik algısı ve kişisel sınırlar üzerinde çalıştığım başlıca alanlar arasında yer alıyor. Çalışmalarımda bütüncül ve danışan odaklı bir yaklaşım benimsiyorum. Bilişsel Davranışçı Terapi, Şema Terapi, Psikodinamik yaklaşım, Gestalt Terapi, Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT), Çözüm Odaklı Terapi, Mindfulness temelli yaklaşımlar ve Varoluşçu bakış açısı başlıca yararlandığım kuramsal çerçeveler arasında yer alıyor. Bu yaklaşımları danışanın ihtiyaçları, hedefleri ve yaşam koşulları doğrultusunda esnek biçimde kullanmayı önemsiyorum. Türkçe ve İngilizce danışmanlık sunabiliyorum. Farklı kültürel geçmişlere ve kimliklere sahip bireylerle güven temelli bir danışmanlık ilişkisi kurmayı, danışanların kendi iç kaynaklarını keşfetmelerine ve yaşam yolculuklarında daha dengeli adımlar atmalarına eşlik etmeyi amaçlıyorum. “Her bireyin değişim yolu kendine özgüdür; ben bu yolculukta eşlik eden bir rehberim.” anlayışıyla çalışmalarımı sürdürüyorum.

Profili Görüntüle

Yorumlar

Yorum yapmak icin giris yapmaniz gerekiyor.

Giris Yap
Yorumlar yukleniyor...

İlgili İçerikler

En Çok Okunanlar

Kategorileri Keşfet