Psikolog denildiğinde çoğu insanın zihninde hep güçlü, duygularını kontrol edebilen, her durumda sakin kalan bir figür canlanır. Hiç şu cümlelere maruz kaldın mı?
“Sen psikologsun, böyle hissetmemen lazım.”
“Bu kadar üzülmen normal değil.”
“Psikologlar böyle şeylere takılmaz.”
Eğer bunları duyduysan yalnız değilsin. Psikolog olmak, insan olmayı bırakmak demek değil. Bizler de üzülürüz, kırılırız, hayal kırıklığı yaşarız, ilişkilerimizde zorlanırız. Mesleki bilgiye sahip olmak, duyguların ortadan kalkması anlamına gelmez. Aksine, bazen duygularımızı daha yoğun yaşarız daha çok farkına varırız bazı şeylerin.
Toplumda psikologlara yüklenen “hep güçlü olma” beklentisi, çoğu zaman görünmeyen bir baskıya dönüşür. Oysa mükemmel olmak zorunda değiliz. Önemli olan, duyguları bastırmak değil onları fark etmek ve anlamlandırabilmektir. Belki de sorun üzülmek değil, üzülmeye izin vermemektir. Unutma Irvin D. Yalom der ki:
“Terapistler de insan olmanın yükünü taşır.”