Gün içinde başımıza gelen olaylar karşısında aklımızdan pek çok düşünce geçer. Çoğu zaman bu düşüncelerin farkında bile olmayız. Bir anda ortaya çıkarlar, doğru mu yanlış mı olduğunu sorgulamadan kabul ederiz. Psikolojide bu düşüncelere “otomatik düşünceler” denir.
Otomatik düşünceler, bir durumla karşılaştığımızda zihnimizde kendiliğinden beliren, hızlı ve refleksif düşüncelerdir. Örneğin bir iş görüşmesine çağrılmadığımızda aklımızdan “Zaten yeterince iyi değilim.” düşüncesi geçebilir. Ya da bir arkadaşımız mesajımıza geç cevap verdiğinde “Beni umursamıyor.” diye düşünebiliriz. Bu düşünceler üzerinde özellikle durmayız; sanki bir gerçekmiş gibi kabul ederiz. Oysa çoğu zaman bu düşünceler sadece birer yorumdur, kesin bilgi değildir.
Otomatik düşünceler duygularımız üzerinde çok güçlü bir etkiye sahiptir. Aynı olayı yaşayan iki farklı kişi, aklından geçen düşünceler farklı olduğu için bambaşka duygular hissedebilir. Bir kişi “Yoğundu, sonra yazar.” diye düşünürek sakin kalabilirken, başka biri “Beni görmezden geliyor.” diye düşünüp kırgınlık yaşayabilir. Bu da gösterir ki duygularımızı doğrudan belirleyen şey yaşadığımız olaydan çok, o olaya yüklediğimiz anlamdır.
Bu düşünceler genellikle geçmiş deneyimlerimizden, çocuklukta öğrendiğimiz inançlardan ve kendimizle ilgili varsayımlarımızdan beslenir. Daha önce reddedilmiş, eleştirilmiş ya da hayal kırıklığı yaşamış biri, benzer durumlarda olumsuz otomatik düşünceleri daha sık yaşayabilir. Zihin, bizi korumaya çalışırken bazen gerçeği olduğundan daha olumsuz bir şekilde yorumlayabilir. Otomatik düşünceler çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Abartılı, tek taraflı ya da genelleyici olabilirler. Ancak hızlı ve tanıdık oldukları için bize çok ikna edici gelirler. Bu yüzden kişi çoğu zaman “Böyle düşündüğüme göre doğrudur” varsayımıyla hareket eder. Oysa düşünce ile gerçek her zaman aynı şey değildir.
Otomatik düşüncelerin farkına varmak, kişinin kendini daha iyi anlaması için önemli bir adımdır. Zihnimizden geçen her düşünceye sorgusuzca inanmak yerine, “Bu düşünce gerçekten doğru mu?” ya da “Bunu destekleyen ve desteklemeyen kanıtlar neler?” gibi sorular sormak, duygularımızı düzenlememize yardımcı olabilir. Bu farkındalık arttıkça kişi, olaylara daha dengeli ve gerçekçi bir bakış açısı geliştirebilir.
Sonuç olarak otomatik düşünceler, hepimizin zihninde gün boyu dolaşan doğal zihinsel tepkilerdir. Onları tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir; ancak tanımak, fark etmek ve gerektiğinde sorgulamak mümkündür. Bu beceri geliştirildikçe kişi, duygularını ve davranışlarını daha sağlıklı bir şekilde yönetmeye başlayabilir.