Kıskançlık Nedir?

Kıskançlık, bir başkasında var olan bazı özelliklerin bizde olmamasıyla ortaya çıkan ve içten içe rahatsızlık yaratan bir duygudur. Birini kıskanmak, çoğu zaman o kişinin sahip olduğu özelliklere ya da başarıya henüz sahip olamamış olmamızla ilişkilidir.

B
Burhan Erdem
06 Feb 2026
114 görüntülenme
4 dk okuma
Kıskançlık Nedir?

Kıskançlık Nedir?

Kıskançlık, bir başkasında var olan bazı özelliklerin bizde olmamasıyla ortaya çıkan ve içten içe rahatsızlık yaratan bir duygudur. Birini kıskanmak, çoğu zaman o kişinin sahip olduğu özelliklere ya da başarıya henüz sahip olamamış olmamızla ilişkilidir.

Peki, herkes kıskançlık yaşar mı?

Evet. Kıskançlık, genel hatlarıyla hepimizin zaman zaman deneyimlediği insani bir duygudur. Ancak bu duyguya yüklediğimiz anlam ve onu yaşama biçimimiz kişiden kişiye farklılık gösterir. Örneğin, bazı insanlar kıskandıkları kişinin sahip olduklarını kendileri de elde edebilmek için çaba sarf eder ve bu durum kişisel gelişimlerine katkı sağlar. Bazı durumlarda ise kişi, kendi eksiklikleriyle yüzleşmek yerine karşısındaki kişinin başarısını küçümseyerek ya da değersizleştirerek onu kendi seviyesine çekmeye çalışabilir.

Peki, neden bazı insanlar kıskançlık duygusunu yüzeysel yaşarken, bazıları bu duyguyu çok derinden hisseder?

Bunun kökeni çoğu zaman içinde büyüdüğümüz aile ortamına; anne-babanın ve diğer bakım verenlerin hem kendilerine hem de çocuğa karşı geliştirdikleri duygulara dayanır. Örneğin, bazı ailelerde komşuların ya da akrabaların sahip oldukları özellikler fark edilip, kişinin kendini geliştirmesi yerine bu kişiler dedikodu yoluyla aşağı çekilmeye çalışılır. Böylece kişi, kendi başarısızlıklarını örtbas etmeye çalışır.

Bu durumun temelinde çoğunlukla yetersizlik ve değersizlik duyguları yer alır. Çünkü bir başkasının sahip olduklarına ulaşabilmek, kişinin kendi konfor alanından çıkmasını, eksik hissettiği yönleriyle yüzleşmesini ve emek vermesini gerektirir. Aynı aile içinde, bir çocuğun “altın çocuk” olarak idealize edilmesi, diğer çocuğun ise eksik ve yetersiz hissettirilmesi de kardeş kıskançlığına zemin hazırlayabilir. Çocukları “iyi” ve “kötü” olarak ayırmak, kıskançlığın gelişmesinde etkili olan bir başka faktördür.

Peki, kıskançlık duygusunu nasıl azaltabiliriz?

İlk ve en önemli adım, bu duygunun bizdeki karşılığını dürüstçe anlamaya çalışmaktır.

“Ben neden insanları kıskanıyorum?"

“Kimi ve neyi kıskanıyorum?”

“Bu kıskançlık bende hangi duyguları tetikliyor?” gibi sorular sormak, farkındalık geliştirmek açısından oldukça önemlidir. Örneğin, bir arkadaşınızın eğitim düzeyinin yüksek olduğunu, birden fazla diplomaya sahip olduğunu ve sizin bu nedenle onu kıskandığınızı düşünelim. Eğer bu durumu şöyle yorumlayabilirseniz, kıskançlık sizin için dönüştürücü bir güce dönüşebilir:

“Evet, ben de onun kadar çalışır ve benzer eğitimler alırsam, ben de bu diplomalara sahip olabilirim.”

Bu bakış açısı, kişiyi yetersizlik duygusundan çıkararak gelişime ve ilerlemeye yönlendirir. Kişi, güçlü ve yeterli olabileceği alanlara doğru adım atmaya başlar. Bu tür içsel çalışmalar, kişinin kendi kıskançlık duygusuyla doğrudan temas etmesini sağlar ve aynı zamanda bu duygunun altında yatan ikincil ve üçüncül duyguları fark etmesine yardımcı olur.

Burhan Erdem

Burhan Erdem

Burhan Erdem – Psikolog Ben Burhan Erdem. Lisans eğitimimi Amerika Birleşik Devletleri’nde University of Southern Maine bünyesinde tamamladım. Eğitim sürecim boyunca psikoloji alanında kuramsal derslerin yanı sıra, uygulamaya dayalı çalışmalara da aktif olarak katıldım. Akademik yolculuğumda teorik bilgi ile sahadaki deneyimi bir araya getirmeyi temel bir ilke olarak benimsedim. Hâlen aynı üniversitede klinik alanda yüksek lisans eğitimime aktif olarak devam ediyorum. Mesleki çalışmalarımda çocuk, ergen ve yetişkin bireylerle yürütülen danışmanlık süreçlerine odaklanıyorum. Bireylerin duygusal, bilişsel ve ilişkisel alanlarda yaşadıkları güçlükleri anlamalarına, içgörü geliştirmelerine ve yaşamlarında işlevsel değişimler oluşturmalarına eşlik ediyorum. Kaygı ve stresle baş etme, duygu düzenleme, ilişki sorunları, yaşam geçişleri, travmatik yaşantılar, yas ve kayıp süreçleri, benlik algısı ve kişisel sınırlar üzerinde çalıştığım başlıca alanlar arasında yer alıyor. Çalışmalarımda bütüncül ve danışan odaklı bir yaklaşım benimsiyorum. Bilişsel Davranışçı Terapi, Şema Terapi, Psikodinamik yaklaşım, Gestalt Terapi, Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT), Çözüm Odaklı Terapi, Mindfulness temelli yaklaşımlar ve Varoluşçu bakış açısı başlıca yararlandığım kuramsal çerçeveler arasında yer alıyor. Bu yaklaşımları danışanın ihtiyaçları, hedefleri ve yaşam koşulları doğrultusunda esnek biçimde kullanmayı önemsiyorum. Türkçe ve İngilizce danışmanlık sunabiliyorum. Farklı kültürel geçmişlere ve kimliklere sahip bireylerle güven temelli bir danışmanlık ilişkisi kurmayı, danışanların kendi iç kaynaklarını keşfetmelerine ve yaşam yolculuklarında daha dengeli adımlar atmalarına eşlik etmeyi amaçlıyorum. “Her bireyin değişim yolu kendine özgüdür; ben bu yolculukta eşlik eden bir rehberim.” anlayışıyla çalışmalarımı sürdürüyorum.

Profili Görüntüle

Yorumlar

Yorum yapmak icin giris yapmaniz gerekiyor.

Giris Yap
Yorumlar yukleniyor...

İlgili İçerikler

En Çok Okunanlar

Kategorileri Keşfet