Hayatın her detayını planlamak, belirsizlikten nefret etmek ve her durumun sonucuna müdahale etmek istemek... Çoğu zaman buna "düzenlilik" veya "disiplin" desek de bu durumun çok daha derin kökenleri vardır. İşte bilimsel kaynaklara göre aşırı kontrol ihtiyacının 6 temel sebebi:
1. Belirsizliğe Tahammülsüzlük (Uncertainty Intolerance): Psikolojik araştırmalar, kontrol ihtiyacı yüksek kişilerin "belirsizliği" beyinlerinde doğrudan bir "tehdit" olarak algıladığını gösteriyor. Beynimizdeki amigdala (korku merkezi), sonucunu bilmediği bir durumu fiziksel bir tehlikeymiş gibi kodlar. Kontrol etmek, bu kaygıyı susturmanın geçici bir yoludur ve aslında bu belirsizliği yapay bir "öngörülebilirlik" ile kapatma girişimidir.
2. Bağlanma Stilleri ve Erken Dönem Şemalar (Çocukluk): John Bowlby’nin Bağlanma Kuramı'na göre; çocukluk döneminde ihtiyaçları zamanında veya tutarlı karşılanmayan bireyler, dünyayı güvensiz bir yer olarak kodlayabilir. Bu kişiler yetişkinlikte, incinmemek veya hayal kırıklığına uğramamak için çevresindeki her şeyi kontrol altına alma eğilimi gösterirler.
3. Yanıltıcı Kontrol (Illusion of Control): Harvardlı psikolog Ellen Langer tarafından tanımlanan bu kavram, insanların aslında kontrol edemeyecekleri rastgele olayları bile kontrol edebileceklerine inanma eğilimidir. Bu, geçici bir güvenlik hissi sağlasa da, uzun vadede "kronik stres" ve "tükenmişlik" ile sonuçlanır.
4. Anksiyete ve Kaygı Bozuklukları: Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ekolü, kontrol ihtiyacını genellikle yüksek kaygı ile bağdaştırır. "Eğer her şeyi kontrol edersem, kötü bir şey olmasını engelleyebilirim" düşüncesi, kaygıyı yatıştırmak için kullanılan işlevsiz bir stratejidir.
5. Özgüven ve Yetersizlik Hissi: Kişi kendi becerilerine veya dış dünyaya güvenmediğinde, hata payını sıfıra indirmek ister. Kontrol, burada bir zırh görevi görür. Denetim odağı yerine her şeyi kendi elinde tutma isteği, aslında bir yetersizlik korkusunun yansıması olabilir.
6. Travma ve/veya Kayıp Deneyimleri: Geçmişte yaşanan ve kişinin elinde olmayan büyük sarsıntılar (doğal afet, ani kayıp, aldatılma), "bir daha asla hazırlıksız yakalanmayacağım" savunmasını geliştirir. Kontrol, travmanın yarattığı çaresizlik hissine karşı bir panzehirdir.
Sonuç olarak, bilimsel olarak bakıldığında, her şeyi yönetme arzusu aslında bir güç gösterisi değil, içsel bir güven arayışıdır. Beynimiz, hayatta kalma içgüdüsüyle bizi her zaman en güvenli ve bilindik yolda tutmaya çalışır. Ancak bu durum bir süre sonra kontrol yorgunluğuna ve tükenmişliğe yol açabilir. Unutmayın; gerçek huzur, neleri kontrol edip neleri edemeyeceğinizi ayırt ettiğinizde başlar. Peki siz en çok hangi alanlarda kontrol ihtiyacı duyuyorsunuz?
Bir sonraki konumuzda (bağlanma stilleri) görüşmek üzere!
Kaynakça
Leotti, L. A., et al. (2010): Born to Choose: The Origins and Value of the Need for Control (Kontrol ihtiyacının biyolojik ve adaptif temelleri).
Young, J. E. (2003): Schema Therapy: A Practitioner's Guide (Erken dönem uyumsuz şemalar ve kontrolcü davranışlar).
Rotter, J. B. (1966): Generalized expectancies for internal versus external control of reinforcement (Denetim odağı kavramı).
Langer, E. J. (1975). "The Illusion of Control." Journal of Personality and Social Psychology (Kontrol Yanılsaması).
Carleton, R. N. (2016). "Into the unknown: A review and synthesis of ancestry and intolerance of uncertainty." Journal of Anxiety Disorders (Bilinmeyene Doğru: Soy ve Belirsizliğe Tahammülsüzlüğün Gözden Geçirilmesi ve Sentezi).
Bowlby, J. (1988). "A Secure Base: Parent-Child Attachment and Healthy Human Development." (Güvenli Bir Temel: Ebeveyn-Çocuk Bağlanması ve Sağlıklı İnsan Gelişimi)